Düşünüyorum Öyleyse Müslümanım, Ramazan Musluoğlu’nun akıl, iman, İslam, nefis ve insanın manevi yolculuğu üzerine kaleme aldığı; okuyucuyu düşünmeye ve inancını yeniden sorgulamaya davet eden eseri.
Ayrılığın havası çarpar yüreğine ve hüznün hükmünü giyer yüreğin. Vaktin esaretindeki nasibin, küskünlüğüne akar yalnızlık.
Ayrılığın havası çarpar yüreğine ve hüznün hükmünü giyer yüreğin. Vaktin esaretindeki nasibin, küskünlüğüne akar yalnızlık. Damarına basmadan yalnızlığın, usulca geçerken yanından, sevdanın fısıltılarını işitir tefrikanın ayakçıları. Gönüldeki sükutun sessiz çığlıklarını, yalnızca ölüm işitir.
Sensizliğin karanlığına vurulduktan sonra nasibin aydınlığını hiç istemedim. Zamanın ürküten ayak sesleri, her adımında bir umut daha eksiltir yüreğimden. Durgun mısraların, çağlayan anlamları vardı. Lakin o dalgalar, vurmaz artık gönül kıyına.
Aşk, kağıttan bir gemisiydi yüreğimin. Senden önce yüreğim bilmezdi denizleri, senden sonra da yüzdürecek bir kıyısı olmadı. Yolum sensiz düzlükte, ben ise senin yokuşuna Meftûnum..
Düşünüyorum Öyleyse Müslümanım, Ramazan Musluoğlu’nun akıl, iman, İslam, nefis ve insanın manevi yolculuğu üzerine kaleme aldığı; okuyucuyu düşünmeye ve inancını yeniden sorgulamaya davet eden eseri.
İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
Sahil-i selamete kavuşacak mıyım? Bu soru, beni Aşk’ta var kılmaya yetiyor. Çünkü bu endişe, özlemidir kavuşmanın.