Düşünüyorum Öyleyse Müslümanım, Ramazan Musluoğlu’nun akıl, iman, İslam, nefis ve insanın manevi yolculuğu üzerine kaleme aldığı; okuyucuyu düşünmeye ve inancını yeniden sorgulamaya davet eden eseri.
Her duruşun bir yansıması mevcuttur. Bu yansıma, kimilerine kişilik olur. Kişi, sevdiğinin haline özenir. Hal ise sirayet eder. Gölgesini kaybedip nisyanla kucaklaşanlar, yaşayan ölülerdir.
Her duruşun bir yansıması mevcuttur.Bu yansıma, kimilerine kişilik olur. Kişi, sevdiğinin haline özenir.Hal ise sirayet eder. Gölgesini kaybedip nisyanla kucaklaşanlar,yaşayan ölülerdir.
İster gölgesini kaybetsin, ister gölgesinin kaynağına yönelsin;farkında olsun ya da olmasın, kişi her daim kendini arar.Mademki kendini kolay bulamaz, Öyleyse kendinde bir sır vardır.Manada bir sır olduğundan, senden uzakta değildir.
İnsan, dağların üstlenemediği bir emanetle yüklenmiştir. Aşk’ın kendisi, aşığına verdiği değeri bu emanet ile göstermiştir. Varlığının sebebi, bu emanetin kendisidir. Mademki dünyadan ayrılığın kesin, o vakit daimi Aşk’ı meçhul eyleme.
Bu eser, yaşayan ölülere nefes ve iki aşığın yaşantısı olma ümidindedir. Bil ki, aşığın yazdığı Aşk’tır. Aşk’ı aşık yazar, Aşk’ı aşık okur. Aşk, kendini yalnız aşığa açar, yalnız aşıkta ortaya çıkar. Yazar aşık değil okuyucu aşık ise yazılan Aşk olur, okuduğunu Aşk okur. Aşk’a aşık olmak ümidiyle...
Düşünüyorum Öyleyse Müslümanım, Ramazan Musluoğlu’nun akıl, iman, İslam, nefis ve insanın manevi yolculuğu üzerine kaleme aldığı; okuyucuyu düşünmeye ve inancını yeniden sorgulamaya davet eden eseri.
İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
Sahil-i selamete kavuşacak mıyım? Bu soru, beni Aşk’ta var kılmaya yetiyor. Çünkü bu endişe, özlemidir kavuşmanın.