İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
Tasavvuf işaretiyle anılan eserler...
İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
Sahil-i selamete kavuşacak mıyım? Bu soru, beni Aşk’ta var kılmaya yetiyor. Çünkü bu endişe, özlemidir kavuşmanın.
Her duruşun bir yansıması mevcuttur. Bu yansıma, kimilerine kişilik olur. Kişi, sevdiğinin haline özenir. Hal ise sirayet eder. Gölgesini kaybedip nisyanla kucaklaşanlar, yaşayan ölülerdir.
Aşk'ın ahkâmı hükmetti gönlümüze. Gayrı hüzünleri yâd etmek, ülfettir bize. Gönlündeki köz, aşkımızı üşütür. Bize, bilse tuzla buz olacak dağların, yangını gerek.
Mühleti yitik yakınmalardan, yüzü kırışık umutların tutkusuyla sana sesleniyorum. “Zamana ayak uydurmalı” diyen zamanın uyduruk insanlarından uzaklaşarak, küfrün tozpembe renklerini reddederek...