İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
İslam işaretiyle anılan eserler...
İnsan, ruhunu bir mahzene hapsetmiş; ellerine, maddeciliğin zincirini vurmuştur. Aklın saltanatını ilan ettiği bu çağda, herkes konuşuyor ama kimse birbirini duymuyor.
Her duruşun bir yansıması mevcuttur. Bu yansıma, kimilerine kişilik olur. Kişi, sevdiğinin haline özenir. Hal ise sirayet eder. Gölgesini kaybedip nisyanla kucaklaşanlar, yaşayan ölülerdir.
Mühleti yitik yakınmalardan, yüzü kırışık umutların tutkusuyla sana sesleniyorum. “Zamana ayak uydurmalı” diyen zamanın uyduruk insanlarından uzaklaşarak, küfrün tozpembe renklerini reddederek...
Kalıntı güllerden, istediğim gülistanı arıyorum. Dikenlerden zaten razıyım. Lakin üzerindeki gül kokusunu yitirmemiş olsun. Olsun ki, yüreğimi ve fikrimi kanatacak dikenlerin acısını, o mest eden koku